İşim gücüm yokmuş gibi, oturup White Christmas için bir şarkı mixi hazırladım. Sözleri bana bazı karakterleri, veya tamamını, hatırlatan şarkılarla bu Noel zamanı diziyi anmak istedim. Umarım sizin de hoşunuza gider.
One More Soul To The Call [dinle | download]
01. One More Soul To The Call - Akira Yamaoka & Mary Elizabeth McGlynn
02. It’s The Fear - Within Temptation
03. Eccentric - After Forever
04. Animal I Have Become - Three Days Grace
05. Blue - Angie Hart
06. Breaking Down - Florence + the Machine
07. Your Rain - Akira Yamaoka & Mary Elizabeth McGlynn
08. A Dangerous Mind - Within Temptation
09. Shy - Sonata Arctica
10. Infra-Red - Placebo
11. Dying - Maximilian Hecker
28 Aralık 2013 Cumartesi
8 Aralık 2013 Pazar
Lee Juck - Lie Lie Lie
Lee Juck'ın yeni şarkısı çıkar da ben paylaşmaz mıyım? İnsanın kalbine dokunan, her zamanki gibi çok içten bir şarkı yazmış Lee Juck.
Yeni albümü The Meaning of Solitude'u da herkese öneririm. iTunes'dan 9 lira gibi çok uygun bir fiyata satın alıp, dinlemeye başlayabilirsiniz.
7 Aralık 2013 Cumartesi
Heirs ve kafamı duvarlara vurma isteği...
Ben pek bir hayırsız oldum son zamanlarda. Hem size hem de uzakdoğuyla ilgili tüm zevklerime ihanet ettim biraz. Ne bir dizi açıp izliyorum, ne bir Korece şarkı dinliyorum... Cidden ne deseniz az!
Oysa içimden yazmak geliyor. Yazacak bir şeyim olsa bir de!
Buldum! Hadi Heirs'dan bahsedelim!
Heirs açıkçası tüm korkularımı haklı çıkararak ana karakter kızcağımızın bir eşya gibi davranıldığı bir dizi halini aldı. Bu noktadan sonra tek umudum Eun Sang'ın oralardan kaçıp bambaşka bir insanla sağlıklı bir ilişkisinin olması. Ah, ilk bölümlerde öyle de heyecanlanmıştım ki! Kim Tan aslında uyuz değildi! Eun Sang'ın karakteri tek boyutlu değildi! Young Do'nun harika bir iyiye dönüşme hikayesi olacaktı! Umutlar umutlar...
Son bölümde Kim Tan'ın Young Do'ya "Al senin olsun" demesi bile beni sinir krizine sokmaya yetti de arttı. Eun Sang sizin kavga edip aranızda kimin sahip olabileceğine karar vereceğiniz bir eşya değil. Kendi duyguları, kendi kararları, kendi tercihleri olan bir birey. Birisini takip etmek, birisini zorla öpmek romantik değil. Eun Sang cidden çok daha iyisini hak ediyor.
Ancak dizinin iyi yaptığı birkaç şey de var. Chan Young ve Bo Na ikilisini evimde beslemek istiyorum! Bir de tabii biricik Hyo Shin var. Umarım dizinin sonuna kadar hayatta kalmayı başarır. Hyo Shin, ben sana bakarım. Ben para da kazanırım. Boş ver üniversiteyi. Gel bebeğim. Gel buraya. Sakın atlama bir yerlerden.
Açıkçası üzülüyorum. Chan Young ve Bo Na gibi mükemmel bir ikili yazmayı başaran bir yazar, nasıl olup da ana karakterlerin ilişkisini eline yüzüne bulaştırabilir. Hyo Shin ile beraber bu üç kişi dizideki tek aklı başında insanlar nasıl olabilirler? Sevgili yazar... Elinde Lee Min Ho var! Elinde Park Shin Hye var! Elinde Kim Woo Bin var! Kullansana!
Evet, bu konuda çok doluyum. Heirs'in olabileceği mükemmel dizi ile şu anda elimizdeki enkaz arasındaki fark kalbimi kırıyor.
Şimdi gidip son bölümde Park Shin Hye'nin içine Go Dok Mi'nin kaçması ve daha sonra da Enrique ile birlikte gün batımına doğru koşmaları için adak adayacağım. Enrique, gerçek aşkın ve karşısındaki insana saygı duymanın ne demek olduğunu biliyordu.
Oysa içimden yazmak geliyor. Yazacak bir şeyim olsa bir de!
Buldum! Hadi Heirs'dan bahsedelim!
Heirs açıkçası tüm korkularımı haklı çıkararak ana karakter kızcağımızın bir eşya gibi davranıldığı bir dizi halini aldı. Bu noktadan sonra tek umudum Eun Sang'ın oralardan kaçıp bambaşka bir insanla sağlıklı bir ilişkisinin olması. Ah, ilk bölümlerde öyle de heyecanlanmıştım ki! Kim Tan aslında uyuz değildi! Eun Sang'ın karakteri tek boyutlu değildi! Young Do'nun harika bir iyiye dönüşme hikayesi olacaktı! Umutlar umutlar...
Son bölümde Kim Tan'ın Young Do'ya "Al senin olsun" demesi bile beni sinir krizine sokmaya yetti de arttı. Eun Sang sizin kavga edip aranızda kimin sahip olabileceğine karar vereceğiniz bir eşya değil. Kendi duyguları, kendi kararları, kendi tercihleri olan bir birey. Birisini takip etmek, birisini zorla öpmek romantik değil. Eun Sang cidden çok daha iyisini hak ediyor.
Ancak dizinin iyi yaptığı birkaç şey de var. Chan Young ve Bo Na ikilisini evimde beslemek istiyorum! Bir de tabii biricik Hyo Shin var. Umarım dizinin sonuna kadar hayatta kalmayı başarır. Hyo Shin, ben sana bakarım. Ben para da kazanırım. Boş ver üniversiteyi. Gel bebeğim. Gel buraya. Sakın atlama bir yerlerden.
Açıkçası üzülüyorum. Chan Young ve Bo Na gibi mükemmel bir ikili yazmayı başaran bir yazar, nasıl olup da ana karakterlerin ilişkisini eline yüzüne bulaştırabilir. Hyo Shin ile beraber bu üç kişi dizideki tek aklı başında insanlar nasıl olabilirler? Sevgili yazar... Elinde Lee Min Ho var! Elinde Park Shin Hye var! Elinde Kim Woo Bin var! Kullansana!
Evet, bu konuda çok doluyum. Heirs'in olabileceği mükemmel dizi ile şu anda elimizdeki enkaz arasındaki fark kalbimi kırıyor.
Şimdi gidip son bölümde Park Shin Hye'nin içine Go Dok Mi'nin kaçması ve daha sonra da Enrique ile birlikte gün batımına doğru koşmaları için adak adayacağım. Enrique, gerçek aşkın ve karşısındaki insana saygı duymanın ne demek olduğunu biliyordu.
28 Ekim 2013 Pazartesi
Fanfiction: White Christmas Karalamaları - 1. Bölüm
Tumblr'da White Christmas hakkında kısa kısa hikayeler yazan birisine rastladım. Bana da ilham verdi. Uzun zamandır buralara uğramıyordum. Sizinle paylaşmak güzel olur diye düşündüm. White Christmas izlemeyenler için pek bir şey ifade etmeyebilecekleri gibi, oldukça spoiler da içermektedirler.
Fonda müzik isterseniz...
Fonda müzik isterseniz...
- en değerli şeyler
Hissetmek Chi Hoon için hiçbir zaman kolay olmadı. Ama,
kayıtsızlığının mal olduğu şeyin farkındalığı ile gelen suçluluğu içinde bulmak
zor değildi. Deniyordu. İnsanları gördüğünden emin olmaya çalışıyordu. Ufak
detayların farkında olduğundan… Arkadaşları, özellikle Moo Yul, ona yolunu bulmada
yardım ediyordu. Arkadaşlar… Bu kelime ne zaman ağzından çıksa, geride tuhaf
bir tat bırakıyordu. Hani bir yemeği ilk defa tadarsınız da tadını nereye
koyacağınızı bilemezsiniz ya… Yine de, onların varlığıyla her şey daha renkli
görünüyordu. Belki de sadece Mi Reu’nun saçı yüzündendi. Bilmiyordu. Ama
hayatta, insanların çözülemez dediği denklemleri çözmekten daha tatmin edici şeyler
olduğunu düşünmeye başlıyordu.
- eve dönüş
Bir sonraki Noel, haddinden erken geldi. Eun Sung önündeki
forma baktı. “Eve gidecek”in yanına bir çarpı vardı. Okulda kalmayacaklardı.
Tabii hiçbiri buna istekli değildi, en azından açık açık, ama cezbediliciği
yadsınamazdı. Annesinin düşüncesi okulun soğuk koridorlarından daha sıcak
hissettirmiyordu. İkisi de Eun Sung’un hayatının bir sır uğruna feda edildiğini
ömürleri boyunca hatırlayacaklardı.
“İyi
olacak mısın?” diye sormuştu Moo Yul önceki gün, eve gidecekleri kararını
aldıklarında.
“Evet,”
demişti Eun Sung çabucak, bir yandan jiletini sakladığı cüzdanıyla oynarken.
- keder ve korku yok olduğunda
Polis soru sormayı bırakalı üç
kış geçmişti. Moo Yul en başından beri o gece yaşananların asla su yüzüne
çıkmayacağını biliyordu. Ama acabalar,
polis onları bilgi için sıkıştırmayı bırakana kadar midesini dürtüp onu kusacak
gibi hissettirmeyi bırakmadı. Her sene Yoon Su’nun mezarını ziyaret ettiğinden
emin oldu ve her seferinde Kim Yo Han’ınkini ziyaret edecek gibi oldu. Çünkü o biliyordu.
Moo Yul artık o sekiz güne dönüp
baktığında keder ya da korku hissetmiyordu. Ama hissetmediği bir duygu daha
vardı ve Kim Yo Han bunun olacağını biliyordu.
7 Haziran 2013 Cuma
Yorumlar: I Hear Your Voice - 1. Bölüm
Bir süredir "Hadi Yuna, kalk bir şeyler yaz," diye kendimi teşvik etmeye çalışıyorum. Zira aynı anda hiç izlemediğim kadar drama izliyorum şu sıralar. Hepsi hakkında diyeceklerim var olmasına var ama hiçbiri hakkında oturup yazacak kadar motivasyonum yoktu açıkçası. Gu Family Book'u severek izlememe rağmen tamamen potansiyelini çöpe atan bir dizi korkarım. Güzel, keyifli, sürükleyici ve gerçekten mükemmel olabilecek kadar malzemesi olan bir dizi. Ancak potansiyelini kullanamadı ve kusursuz olabilecekken iyi oldu sadece. Son altı bölümde neler değişir bilmiyorum. Yine de dört gözle bekliyorum elbette.
Dating Agency: Cyrano'ya gelince, o da oldukça hoş. Yine de, belki konuşmak için çok erken ama, karakterlerle herhangi bir bağ kuramadım. Daha önceki Flower Boy dizilerinin sahip olduğu ruha sahip değil sanki. (Gerçi K-indie şarkılar kullanarak kalbimi fethetmeye çalışıyorlar.) Umarım ilerleyen haftalarda toparlar.
Gelelim yazımın asıl kahramanına: I Hear Your Voice. Ben bu diziyi şimdiden çok sevdim! Zaten başkalarının düşüncelerini okuyabilmek konusu oldukça ilgi çekici... İyi işlendiğinde keyif almamam için hiçbir neden yok. Ayrıca karakterlerle direkt bağ kurabildim. (Evet, bu benim için önemli bir unsur.) Bunda bölümün yarısından çoğunu kapsayan geçmiş sahnelerinin etkisi büyük. Hye Sung ve Soo Ha'nın bugün neden böyle insanlar olduğunu, hayatlarında yaptıkları seçimleri neden yaptıklarını, karakterlerini ve birbirlerine ne ifade ettiklerini çok güzel bir şekilde izleyiciye vermeyi başarmışlar.
Oska Kwan Woo'yu da daha fazla görmek için sabırsızlanıyorum. Saf ve geveze Kwan Woo ile kötümser ve alaycı Hye Sung'un etkileşimlerini çok büyük keyifle izleyeceğime eminim.
Soo Ha'nın Hye Sung'a olan platonik aşkı ise son zamanlarda şahit olduğum en sevimli şey olabilir. Kıyamam ben sana. Umarım Kwan Woo yüzünden kalbi çok kırılmaz. Ne zaman kalbinin iyileşmesine ihtiyacın olursa Yuna burada Soo Ha... Öhöm.
Sonuç olarak, çok büyük ihtimalle kafanızı daha çok karıştırmakla beraber, I Hear Your Voice'ın sevimli ve izlenesi bir dizi olduğuna inanıyorum. İlk bölüm tamamen hikayenin tabanını oluşturmak üzereydi. İkinci bölümün de karakterlerimizin tamamen bir araya gelmesini sağlayacağını düşünüyorum. Haftaya ise Soo Ha'nın babasıyla ilgili gizemlere hafiften yelken açacağımıza inanıyorum. Bakalım artık. Umarım böyle devam edersin I Hear Your Voice. Ben seni çok sevdim.
30 Mayıs 2013 Perşembe
Yakında Başlayacaklar: I Hear Your Voice
Sizi çok ihmal ettiğim ve Kore dizilerinden haberlerden mahrum ettiğim için kendimi o kadar mahcup hissediyorum ki, bütün bulduğum haberleri kafanıza fırlatmadan içim rahat etmeyecek. Tabii, ben olmasam da dizilerden pek tabii ki haberiniz oluyordur ama nedense gelecek bir diziden haberim olup size haber vermek gibi bir sorumluluk hissediyorum üstümde. Öhöm, neyse, lafı fazla uzatmadan I Hear Your Voice'tan bahsetmeye başlayalım.
Başrollerinde Lee Bo Young, Yoon Sang Hyun ve Lee Jong Suk'un bulunduğu dizi; hırslı ve dosttan çok düşmana sahip avukat* (public defenderı çeviremedim) bir kadın olan Jang Hye Sung, idealist ama beceriksiz bir avukat* olan Cha Kwan Woo ve insanların zihnini okuyabilen bir lise öğrencisi olan Park Soo Ha'nın hikayesini anlatıyor. (Yaşasın! Oska ve Han Tae Ssun yeniden bir arada!) Duyduklarımız kadarıyla, Soo Ha'nın karakteri neredeyse School 2013'teki karakteri Go Nam Soon ile aynı. Kavgalara karışan, sorunlu... Sadece süper güçler eklenmiş durumda. Ayrıca Hye Sung'a karşı da karşılıksız bir aşk beslemekte.
Dizinin konusu çok net bir şekilde açıklanmasa da, bu üç karakter bir araya gelip suçları çözmeye başlayacaklar. Çözmeleri gereken en büyük gizem ise Soo Ha'nın güçlerinin ardındaki sır olacak.
I Hear Your Voice, 5 Haziran'da televizyon bilgisayar ekranlarımıza gelecek. Sizi, her zamanki dileğim olan "lütfen güzel olsun" ile beraber fragmanlarla baş başa bırakıyorum.
*Yardıma ihtiyacı olan, çaresiz insanlara yardım eden türden bir avukat.
Başrollerinde Lee Bo Young, Yoon Sang Hyun ve Lee Jong Suk'un bulunduğu dizi; hırslı ve dosttan çok düşmana sahip avukat* (public defenderı çeviremedim) bir kadın olan Jang Hye Sung, idealist ama beceriksiz bir avukat* olan Cha Kwan Woo ve insanların zihnini okuyabilen bir lise öğrencisi olan Park Soo Ha'nın hikayesini anlatıyor. (Yaşasın! Oska ve Han Tae Ssun yeniden bir arada!) Duyduklarımız kadarıyla, Soo Ha'nın karakteri neredeyse School 2013'teki karakteri Go Nam Soon ile aynı. Kavgalara karışan, sorunlu... Sadece süper güçler eklenmiş durumda. Ayrıca Hye Sung'a karşı da karşılıksız bir aşk beslemekte.
Dizinin konusu çok net bir şekilde açıklanmasa da, bu üç karakter bir araya gelip suçları çözmeye başlayacaklar. Çözmeleri gereken en büyük gizem ise Soo Ha'nın güçlerinin ardındaki sır olacak.
I Hear Your Voice, 5 Haziran'da televizyon bilgisayar ekranlarımıza gelecek. Sizi, her zamanki dileğim olan "lütfen güzel olsun" ile beraber fragmanlarla baş başa bırakıyorum.
*Yardıma ihtiyacı olan, çaresiz insanlara yardım eden türden bir avukat.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)





