Dört gözle beklediğimiz Red Light klibi! Klip tek kelimeyle muhteşem. Çekimler, danslar, kıyafetler, mekanlar, her şey harika.
Şarkıya ise biraz alışmak lazım. Son iki senedir çıkan her SM şarkısı gibi şarkı çok kopuk kopuk geliyor kulağa. Ancak özellikle ikinci yarısı harika olmuş.
f(x) sonunda geri döndü!
4 Temmuz 2014 Cuma
25 Nisan 2014 Cuma
Drama Diyarlarında Seri Katil Rüzgarı - Gap Dong
Sevimli romantik komediler izlemek isteyen Kore dizisi severler şu sıralar hayal kırıklığına uğrayabilir, çünkü son zamanlarda yayınlanan Kore dizilerinde bariz bir şekilde seri katil teması ağırlıkta. Bunlardan en yenisi de gerçek bir hikayeden yola çıkılan, aynı zamanda bir film uyarlaması da olan Gap Dong...
Gap Dong, 1993-1996 yılları arasında Iltan isimli (hayali) şehirde 9 kadını öldürmüş ancak hiçbir zaman yakalanamamış bir katil. Bu olaylardan 17 yıl sonra, o zamanlar olay üzerinde çalışmış olan polis memuru Yang Cheol Gon (Sung Dong Il) emeklilikten önce yapacağı son şey olarak yeniden Gap Dong'u bulmaya çalışmaya karar vererek Iltan'a geri döner.17 yıl önce Gap Dong olmakla suçladığı adamın oğlu Ha Moo Yeom (Yoon Sang Hyun ama aslında o hep Oska) da büyümüş ve suçlu çocuklara kol kanat geren bir dedektif olmuştur. Moo Yeom'un ölesiye nefret ettiği Cheol Gon'un dönüşüyle yıllarca bastırılmış duygular ortaya çıkar. Ancak Gap Dong'un cinayetlerine benzer birtakım cinayetler yeniden işlenmeye başlayınca Moo Yeom, Gap Dong'u yakalamak ve babasının masumiyetini kanıtlamak için Cheol Gon'un ekibine katılır.
Moo Yeom ve Cheol Gon tabii ki tek başlarına değiller. Gap Dong'un geri dönüşünün Ryu Tae Oh (Lee Joon) isimli bir genç adamın akıl hastanesinden salınmasıyla aynı zamana denk gelmesi bir tesadüf değil. Henüz onun hakkında pek bir şey bilmiyoruz ancak yeni cinayetleri onun işliyor olması çok büyük bir ihtimal.

Bir diğer karakterimiz ise Maria Oh (Kim Min Jung). Kendisi Gap Dong'un yıllar önce işlediği cinayete küçük bir kızken görgü tanığı olmuş ve bir şekilde hayatta kalmış bir doktor. En ilginç özelliklerinden birisi hastanedeki inanılmaz sadeliğinin, dışarda siyah ojeler ve punk rockçı havasıyla oluşturduğu tezat. Oldukça ilginç bir karakter ve hem Gap Dong'un cinayetinin görgü tanığı, hem de Tae Oh'un doktoru olarak çok kilit roller oynayacağını düşünüyorum.
Son olarak ise Moo Yeom'un yardım ettiği suç işlemiş çocuklardan biri olan, katilimizin kaçıracağı ve daha sonra da cinayetlerini onun yazdığı webtoondaki (internette yayınlanan çizgi roman) olaylarla doğru orantılı olarak işleyeceği Ma Ji Wool (Kim Ji Won) var. Ji Wool, Tae Oh ile yolda karşılaşıyor ve ona webtoonu için model olması teklifini götürüyor. Olayların nasıl gelişeceğini gelecek bölümlerde göreceğiz. (Burnuma Stockholm sendromu kokusu geliyor.)
Kore dizisi severler olarak dizileri ilk bölümlerinden yargılamamayı hepimiz çok iyi biliyoruz. Hepimizin kalbinde yer eden mükemmel çoğu dizi, fazlasıyla yavaş başlangıçlara sahip. Dizilerin hikayelerini oluşturmaları ve karakterlerini iyi tanıtmaları için 2-4 bölüm civarı beklememiz gerekebiliyor.
Ancak Gap Dong, daha ilk iki bölümden izleyiciyi içine çekecek bir hikayeyi ustalıkla ortaya koymayı başarmış. Hemen hemen bütün karakterlerimiz hakkında onların hikayesini önemseyecek, ancak aynı zamanda daha fazlasını öğrenmek isteyecek kadar bilgi sahibiyiz.
Moo Yeom'un olayları kendisini katilin yerine koyarak kafasında canlandırması bana Hannibal'ın Will Graham'ını anımsattı. Ayrıca hikayeyi büyük ihtimalle katilin açısından da izleyecek olmamız da Hannibal'ı hatırlatan bir başka etken. Açıkçası şikayet etmiyorum. Kore draması diyarında biraz daha fazla gerilim görmekte hiçbir sakınca yok. (Ama bu sırada romantik komediler de kaybolmasın bir yerlere lütfen.)
Özetle, Gap Dong ilk iki bölümde ağzımıza bir parmak bal çalıyor ve daha sonra da "geldiği yerde daha çok var, haftaya yine bekleriz" diyerek kavanozu sallıyor. Ben açıkçası daha fazlası için geri döneceğim. Sizi de beklerim.
28 Aralık 2013 Cumartesi
White Christmas Fanmix
İşim gücüm yokmuş gibi, oturup White Christmas için bir şarkı mixi hazırladım. Sözleri bana bazı karakterleri, veya tamamını, hatırlatan şarkılarla bu Noel zamanı diziyi anmak istedim. Umarım sizin de hoşunuza gider.
One More Soul To The Call [dinle | download]
01. One More Soul To The Call - Akira Yamaoka & Mary Elizabeth McGlynn
02. It’s The Fear - Within Temptation
03. Eccentric - After Forever
04. Animal I Have Become - Three Days Grace
05. Blue - Angie Hart
06. Breaking Down - Florence + the Machine
07. Your Rain - Akira Yamaoka & Mary Elizabeth McGlynn
08. A Dangerous Mind - Within Temptation
09. Shy - Sonata Arctica
10. Infra-Red - Placebo
11. Dying - Maximilian Hecker
One More Soul To The Call [dinle | download]
01. One More Soul To The Call - Akira Yamaoka & Mary Elizabeth McGlynn
02. It’s The Fear - Within Temptation
03. Eccentric - After Forever
04. Animal I Have Become - Three Days Grace
05. Blue - Angie Hart
06. Breaking Down - Florence + the Machine
07. Your Rain - Akira Yamaoka & Mary Elizabeth McGlynn
08. A Dangerous Mind - Within Temptation
09. Shy - Sonata Arctica
10. Infra-Red - Placebo
11. Dying - Maximilian Hecker
8 Aralık 2013 Pazar
Lee Juck - Lie Lie Lie
Lee Juck'ın yeni şarkısı çıkar da ben paylaşmaz mıyım? İnsanın kalbine dokunan, her zamanki gibi çok içten bir şarkı yazmış Lee Juck.
Yeni albümü The Meaning of Solitude'u da herkese öneririm. iTunes'dan 9 lira gibi çok uygun bir fiyata satın alıp, dinlemeye başlayabilirsiniz.
7 Aralık 2013 Cumartesi
Heirs ve kafamı duvarlara vurma isteği...
Ben pek bir hayırsız oldum son zamanlarda. Hem size hem de uzakdoğuyla ilgili tüm zevklerime ihanet ettim biraz. Ne bir dizi açıp izliyorum, ne bir Korece şarkı dinliyorum... Cidden ne deseniz az!
Oysa içimden yazmak geliyor. Yazacak bir şeyim olsa bir de!
Buldum! Hadi Heirs'dan bahsedelim!
Heirs açıkçası tüm korkularımı haklı çıkararak ana karakter kızcağımızın bir eşya gibi davranıldığı bir dizi halini aldı. Bu noktadan sonra tek umudum Eun Sang'ın oralardan kaçıp bambaşka bir insanla sağlıklı bir ilişkisinin olması. Ah, ilk bölümlerde öyle de heyecanlanmıştım ki! Kim Tan aslında uyuz değildi! Eun Sang'ın karakteri tek boyutlu değildi! Young Do'nun harika bir iyiye dönüşme hikayesi olacaktı! Umutlar umutlar...
Son bölümde Kim Tan'ın Young Do'ya "Al senin olsun" demesi bile beni sinir krizine sokmaya yetti de arttı. Eun Sang sizin kavga edip aranızda kimin sahip olabileceğine karar vereceğiniz bir eşya değil. Kendi duyguları, kendi kararları, kendi tercihleri olan bir birey. Birisini takip etmek, birisini zorla öpmek romantik değil. Eun Sang cidden çok daha iyisini hak ediyor.
Ancak dizinin iyi yaptığı birkaç şey de var. Chan Young ve Bo Na ikilisini evimde beslemek istiyorum! Bir de tabii biricik Hyo Shin var. Umarım dizinin sonuna kadar hayatta kalmayı başarır. Hyo Shin, ben sana bakarım. Ben para da kazanırım. Boş ver üniversiteyi. Gel bebeğim. Gel buraya. Sakın atlama bir yerlerden.
Açıkçası üzülüyorum. Chan Young ve Bo Na gibi mükemmel bir ikili yazmayı başaran bir yazar, nasıl olup da ana karakterlerin ilişkisini eline yüzüne bulaştırabilir. Hyo Shin ile beraber bu üç kişi dizideki tek aklı başında insanlar nasıl olabilirler? Sevgili yazar... Elinde Lee Min Ho var! Elinde Park Shin Hye var! Elinde Kim Woo Bin var! Kullansana!
Evet, bu konuda çok doluyum. Heirs'in olabileceği mükemmel dizi ile şu anda elimizdeki enkaz arasındaki fark kalbimi kırıyor.
Şimdi gidip son bölümde Park Shin Hye'nin içine Go Dok Mi'nin kaçması ve daha sonra da Enrique ile birlikte gün batımına doğru koşmaları için adak adayacağım. Enrique, gerçek aşkın ve karşısındaki insana saygı duymanın ne demek olduğunu biliyordu.
Oysa içimden yazmak geliyor. Yazacak bir şeyim olsa bir de!
Buldum! Hadi Heirs'dan bahsedelim!
Heirs açıkçası tüm korkularımı haklı çıkararak ana karakter kızcağımızın bir eşya gibi davranıldığı bir dizi halini aldı. Bu noktadan sonra tek umudum Eun Sang'ın oralardan kaçıp bambaşka bir insanla sağlıklı bir ilişkisinin olması. Ah, ilk bölümlerde öyle de heyecanlanmıştım ki! Kim Tan aslında uyuz değildi! Eun Sang'ın karakteri tek boyutlu değildi! Young Do'nun harika bir iyiye dönüşme hikayesi olacaktı! Umutlar umutlar...
Son bölümde Kim Tan'ın Young Do'ya "Al senin olsun" demesi bile beni sinir krizine sokmaya yetti de arttı. Eun Sang sizin kavga edip aranızda kimin sahip olabileceğine karar vereceğiniz bir eşya değil. Kendi duyguları, kendi kararları, kendi tercihleri olan bir birey. Birisini takip etmek, birisini zorla öpmek romantik değil. Eun Sang cidden çok daha iyisini hak ediyor.
Ancak dizinin iyi yaptığı birkaç şey de var. Chan Young ve Bo Na ikilisini evimde beslemek istiyorum! Bir de tabii biricik Hyo Shin var. Umarım dizinin sonuna kadar hayatta kalmayı başarır. Hyo Shin, ben sana bakarım. Ben para da kazanırım. Boş ver üniversiteyi. Gel bebeğim. Gel buraya. Sakın atlama bir yerlerden.
Açıkçası üzülüyorum. Chan Young ve Bo Na gibi mükemmel bir ikili yazmayı başaran bir yazar, nasıl olup da ana karakterlerin ilişkisini eline yüzüne bulaştırabilir. Hyo Shin ile beraber bu üç kişi dizideki tek aklı başında insanlar nasıl olabilirler? Sevgili yazar... Elinde Lee Min Ho var! Elinde Park Shin Hye var! Elinde Kim Woo Bin var! Kullansana!
Evet, bu konuda çok doluyum. Heirs'in olabileceği mükemmel dizi ile şu anda elimizdeki enkaz arasındaki fark kalbimi kırıyor.
Şimdi gidip son bölümde Park Shin Hye'nin içine Go Dok Mi'nin kaçması ve daha sonra da Enrique ile birlikte gün batımına doğru koşmaları için adak adayacağım. Enrique, gerçek aşkın ve karşısındaki insana saygı duymanın ne demek olduğunu biliyordu.
28 Ekim 2013 Pazartesi
Fanfiction: White Christmas Karalamaları - 1. Bölüm
Tumblr'da White Christmas hakkında kısa kısa hikayeler yazan birisine rastladım. Bana da ilham verdi. Uzun zamandır buralara uğramıyordum. Sizinle paylaşmak güzel olur diye düşündüm. White Christmas izlemeyenler için pek bir şey ifade etmeyebilecekleri gibi, oldukça spoiler da içermektedirler.
Fonda müzik isterseniz...
Fonda müzik isterseniz...
- en değerli şeyler
Hissetmek Chi Hoon için hiçbir zaman kolay olmadı. Ama,
kayıtsızlığının mal olduğu şeyin farkındalığı ile gelen suçluluğu içinde bulmak
zor değildi. Deniyordu. İnsanları gördüğünden emin olmaya çalışıyordu. Ufak
detayların farkında olduğundan… Arkadaşları, özellikle Moo Yul, ona yolunu bulmada
yardım ediyordu. Arkadaşlar… Bu kelime ne zaman ağzından çıksa, geride tuhaf
bir tat bırakıyordu. Hani bir yemeği ilk defa tadarsınız da tadını nereye
koyacağınızı bilemezsiniz ya… Yine de, onların varlığıyla her şey daha renkli
görünüyordu. Belki de sadece Mi Reu’nun saçı yüzündendi. Bilmiyordu. Ama
hayatta, insanların çözülemez dediği denklemleri çözmekten daha tatmin edici şeyler
olduğunu düşünmeye başlıyordu.
- eve dönüş
Bir sonraki Noel, haddinden erken geldi. Eun Sung önündeki
forma baktı. “Eve gidecek”in yanına bir çarpı vardı. Okulda kalmayacaklardı.
Tabii hiçbiri buna istekli değildi, en azından açık açık, ama cezbediliciği
yadsınamazdı. Annesinin düşüncesi okulun soğuk koridorlarından daha sıcak
hissettirmiyordu. İkisi de Eun Sung’un hayatının bir sır uğruna feda edildiğini
ömürleri boyunca hatırlayacaklardı.
“İyi
olacak mısın?” diye sormuştu Moo Yul önceki gün, eve gidecekleri kararını
aldıklarında.
“Evet,”
demişti Eun Sung çabucak, bir yandan jiletini sakladığı cüzdanıyla oynarken.
- keder ve korku yok olduğunda
Polis soru sormayı bırakalı üç
kış geçmişti. Moo Yul en başından beri o gece yaşananların asla su yüzüne
çıkmayacağını biliyordu. Ama acabalar,
polis onları bilgi için sıkıştırmayı bırakana kadar midesini dürtüp onu kusacak
gibi hissettirmeyi bırakmadı. Her sene Yoon Su’nun mezarını ziyaret ettiğinden
emin oldu ve her seferinde Kim Yo Han’ınkini ziyaret edecek gibi oldu. Çünkü o biliyordu.
Moo Yul artık o sekiz güne dönüp
baktığında keder ya da korku hissetmiyordu. Ama hissetmediği bir duygu daha
vardı ve Kim Yo Han bunun olacağını biliyordu.
7 Haziran 2013 Cuma
Yorumlar: I Hear Your Voice - 1. Bölüm
Bir süredir "Hadi Yuna, kalk bir şeyler yaz," diye kendimi teşvik etmeye çalışıyorum. Zira aynı anda hiç izlemediğim kadar drama izliyorum şu sıralar. Hepsi hakkında diyeceklerim var olmasına var ama hiçbiri hakkında oturup yazacak kadar motivasyonum yoktu açıkçası. Gu Family Book'u severek izlememe rağmen tamamen potansiyelini çöpe atan bir dizi korkarım. Güzel, keyifli, sürükleyici ve gerçekten mükemmel olabilecek kadar malzemesi olan bir dizi. Ancak potansiyelini kullanamadı ve kusursuz olabilecekken iyi oldu sadece. Son altı bölümde neler değişir bilmiyorum. Yine de dört gözle bekliyorum elbette.
Dating Agency: Cyrano'ya gelince, o da oldukça hoş. Yine de, belki konuşmak için çok erken ama, karakterlerle herhangi bir bağ kuramadım. Daha önceki Flower Boy dizilerinin sahip olduğu ruha sahip değil sanki. (Gerçi K-indie şarkılar kullanarak kalbimi fethetmeye çalışıyorlar.) Umarım ilerleyen haftalarda toparlar.
Gelelim yazımın asıl kahramanına: I Hear Your Voice. Ben bu diziyi şimdiden çok sevdim! Zaten başkalarının düşüncelerini okuyabilmek konusu oldukça ilgi çekici... İyi işlendiğinde keyif almamam için hiçbir neden yok. Ayrıca karakterlerle direkt bağ kurabildim. (Evet, bu benim için önemli bir unsur.) Bunda bölümün yarısından çoğunu kapsayan geçmiş sahnelerinin etkisi büyük. Hye Sung ve Soo Ha'nın bugün neden böyle insanlar olduğunu, hayatlarında yaptıkları seçimleri neden yaptıklarını, karakterlerini ve birbirlerine ne ifade ettiklerini çok güzel bir şekilde izleyiciye vermeyi başarmışlar.
Oska Kwan Woo'yu da daha fazla görmek için sabırsızlanıyorum. Saf ve geveze Kwan Woo ile kötümser ve alaycı Hye Sung'un etkileşimlerini çok büyük keyifle izleyeceğime eminim.
Soo Ha'nın Hye Sung'a olan platonik aşkı ise son zamanlarda şahit olduğum en sevimli şey olabilir. Kıyamam ben sana. Umarım Kwan Woo yüzünden kalbi çok kırılmaz. Ne zaman kalbinin iyileşmesine ihtiyacın olursa Yuna burada Soo Ha... Öhöm.
Sonuç olarak, çok büyük ihtimalle kafanızı daha çok karıştırmakla beraber, I Hear Your Voice'ın sevimli ve izlenesi bir dizi olduğuna inanıyorum. İlk bölüm tamamen hikayenin tabanını oluşturmak üzereydi. İkinci bölümün de karakterlerimizin tamamen bir araya gelmesini sağlayacağını düşünüyorum. Haftaya ise Soo Ha'nın babasıyla ilgili gizemlere hafiften yelken açacağımıza inanıyorum. Bakalım artık. Umarım böyle devam edersin I Hear Your Voice. Ben seni çok sevdim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)








