7 Haziran 2013 Cuma

Yorumlar: I Hear Your Voice - 1. Bölüm

Bir süredir "Hadi Yuna, kalk bir şeyler yaz," diye kendimi teşvik etmeye çalışıyorum. Zira aynı anda hiç izlemediğim kadar drama izliyorum şu sıralar. Hepsi hakkında diyeceklerim var olmasına var ama hiçbiri hakkında oturup yazacak kadar motivasyonum yoktu açıkçası. Gu Family Book'u severek izlememe rağmen tamamen potansiyelini çöpe atan bir dizi korkarım. Güzel, keyifli, sürükleyici ve gerçekten mükemmel olabilecek kadar malzemesi olan bir dizi. Ancak potansiyelini kullanamadı ve kusursuz olabilecekken iyi oldu sadece. Son altı bölümde neler değişir bilmiyorum. Yine de dört gözle bekliyorum elbette.

Dating Agency: Cyrano'ya gelince, o da oldukça hoş. Yine de, belki konuşmak için çok erken ama, karakterlerle herhangi bir bağ kuramadım. Daha önceki Flower Boy dizilerinin sahip olduğu ruha sahip değil sanki. (Gerçi K-indie şarkılar kullanarak kalbimi fethetmeye çalışıyorlar.) Umarım ilerleyen haftalarda toparlar.
Gelelim yazımın asıl kahramanına: I Hear Your Voice. Ben bu diziyi şimdiden çok sevdim! Zaten başkalarının düşüncelerini okuyabilmek konusu oldukça ilgi çekici... İyi işlendiğinde keyif almamam için hiçbir neden yok. Ayrıca karakterlerle direkt bağ kurabildim. (Evet, bu benim için önemli bir unsur.) Bunda bölümün yarısından çoğunu kapsayan geçmiş sahnelerinin etkisi büyük. Hye Sung ve Soo Ha'nın bugün neden böyle insanlar olduğunu, hayatlarında yaptıkları seçimleri neden yaptıklarını, karakterlerini ve birbirlerine ne ifade ettiklerini çok güzel bir şekilde izleyiciye vermeyi başarmışlar.

Oska Kwan Woo'yu da daha fazla görmek için sabırsızlanıyorum. Saf ve geveze Kwan Woo ile kötümser ve alaycı Hye Sung'un etkileşimlerini çok büyük keyifle izleyeceğime eminim.
Soo Ha'nın Hye Sung'a olan platonik aşkı ise son zamanlarda şahit olduğum en sevimli şey olabilir. Kıyamam ben sana. Umarım Kwan Woo yüzünden kalbi çok kırılmaz. Ne zaman kalbinin iyileşmesine ihtiyacın olursa Yuna burada Soo Ha... Öhöm.

Sonuç olarak, çok büyük ihtimalle kafanızı daha çok karıştırmakla beraber, I Hear Your Voice'ın sevimli ve izlenesi bir dizi olduğuna inanıyorum. İlk bölüm tamamen hikayenin tabanını oluşturmak üzereydi. İkinci bölümün de karakterlerimizin tamamen bir araya gelmesini sağlayacağını düşünüyorum. Haftaya ise Soo Ha'nın babasıyla ilgili gizemlere hafiften yelken açacağımıza inanıyorum. Bakalım artık. Umarım böyle devam edersin I Hear Your Voice. Ben seni çok sevdim.

30 Mayıs 2013 Perşembe

Jang Gi Ha and the Faces - 조금만 기다려요

Yakında Başlayacaklar: I Hear Your Voice

Sizi çok ihmal ettiğim ve Kore dizilerinden haberlerden mahrum ettiğim için kendimi o kadar mahcup hissediyorum ki, bütün bulduğum haberleri kafanıza fırlatmadan içim rahat etmeyecek. Tabii, ben olmasam da dizilerden pek tabii ki haberiniz oluyordur ama nedense gelecek bir diziden haberim olup size haber vermek gibi bir sorumluluk hissediyorum üstümde. Öhöm, neyse, lafı fazla uzatmadan I Hear Your Voice'tan bahsetmeye başlayalım.
Başrollerinde Lee Bo Young, Yoon Sang Hyun ve Lee Jong Suk'un bulunduğu dizi; hırslı ve dosttan çok düşmana sahip avukat* (public defenderı çeviremedim) bir kadın olan Jang Hye Sung, idealist ama beceriksiz bir avukat* olan Cha Kwan Woo ve insanların zihnini okuyabilen bir lise öğrencisi olan Park Soo Ha'nın hikayesini anlatıyor. (Yaşasın! Oska ve Han Tae Ssun yeniden bir arada!) Duyduklarımız kadarıyla, Soo Ha'nın karakteri neredeyse School 2013'teki karakteri Go Nam Soon ile aynı. Kavgalara karışan, sorunlu... Sadece süper güçler eklenmiş durumda. Ayrıca Hye Sung'a karşı da karşılıksız bir aşk beslemekte.
Dizinin konusu çok net bir şekilde açıklanmasa da, bu üç karakter bir araya gelip suçları çözmeye başlayacaklar. Çözmeleri gereken en büyük gizem ise Soo Ha'nın güçlerinin ardındaki sır olacak.
I Hear Your Voice, 5 Haziran'da televizyon bilgisayar ekranlarımıza gelecek. Sizi, her zamanki dileğim olan "lütfen güzel olsun" ile beraber fragmanlarla baş başa bırakıyorum.



*Yardıma ihtiyacı olan, çaresiz insanlara yardım eden türden bir avukat.

Yeni doğum günü!


Az önce sitedeki yazıların tarihlerini biraz katlettim gibi bir şey oldu. Ekranın başında Jin Rak gibi bağıracaktım ki saatin sabahın beşi olduğunu hatırlayıp dilimi ısırdım. Her neyse. O kadar da önemli değil aslında ama ilk yazımın tarihini kaybetmeme neden oldu. Böylelikle de blogun doğum günü bir muamma halini aldı. Mart 2012 civarlarında olduğunu hatırladığımdan dolayı, ilk yazının tarihini 9 Mart yaptım. 9 Mart Japonlar için baharın başlangıcı demek. Ayrıca çok sevdiğim bir şarkının adı. Benim için anlamlı bir tarih oldu.
Belirtmek istedim...

29 Mayıs 2013 Çarşamba

İzlemekte Olduklarım: Dating Agency; Cyrano

Yeni Flower Boy draması haberleri yayılır da Yuna sessiz kalır mı? (Bu haberi yapmak için geç kaldığım gerçeğini görmezden geliyoruz.) Kore dizilerinin başına gelen en güzel şeylerden biri şu flower boy dizileri... Bilmeyenler için, flower boy -ya da resmî adıyla Oh!Boy- tvN isimli bir kablolu kanalın yakışıklı genç erkeklerden oluşan diziler serisine verdiği isim. Ancak bu dizilerin en büyük özelliklerinden birisi gerçekten enfes senaryoları ve anında bağ kuracağınız anlamlı karakterleri olması. Flower Boy Ramyun Shop ile başlayan seri, mükemmel ve favori Kore dizilerimden olan Shut Up! Flower Boy Band ile devam etmiş ve en son da Flower Boy Next Door ile kalbimizi ısıtmıştı.
Şimdi de Dating Afency; Cyrano ile yakışıklı erkeklerimiz, ve umarız,  enfes senaryolar ve karakterler geri döndü. Cyrano Agency filminden uyarlama olan dizimiz, film de bir webtoondan uyarlamaydı gerçi, eski bir tiyatroyu kurtarmak amacıyla para kazanmak için çöpçatanlık yapan bir şirketin hikayesini anlatıyor. Oyuncular olarak ünlü oyuncu Lee Jong Hyuk, SNSD'den Choi Soo Young ve karizmatik Lee Chun Hee'yi başrolde izliyoruz. Onlara Jo Yoon Woo ve sabah uyandığımda yatağımda yanımda görmek istediğim insanlar listesinde bulunan Hong Jong Hyun eşlik ediyor. (Direkt tüm White Christmas oyuncuları listemde bulunmakta. Evet, Esom dahil.)
İlk bölüm son derece eğlenceliydi. Birkaç bölüm sonra diziye tam olarak ısınıp ısınmadığıma karar verebilirim sanırım. Gerçi, eğer söz konusu Flower Boy serisi ise sorgulamadan diziye dalacak bir insanım ben. (Shut Up! Flower Boy Band içime sonsuza dek işledi.) Umarım hayal kırıklığına uğramam. En iyisi tahtaya vuralım ve dizinin tadını çıkaralım.

7 Mayıs 2013 Salı

Yuna Kore'yi Boşlarken...


Son zamanlarda Kore dizilerini pek bir boşladım. Ama açıkçası canım hiçbir şey izlemek istemedi. Sadece Gu Family Book'u takip ediyorum (Gu Family Book hakkında bir ara konuşmalıyız!) ama bu sırada ders çalıştığımı veya sosyalleştiğimi sanmayın. Son bir iki aydır o işleri yapmıyorum. Özel hayatı bir kenara bırakıp konuya dönersek biraz değişiklik adına kendimi Kore dışındaki bazı uzak doğu dizilerine adadım.

25 Nisan 2013 Perşembe

White Christmas

"Canavarlar doğarlar mı, yoksa yetiştirilirler mi?"


White Christmas
White Christmas, ya da diğer adıyla Monster, 2011 yılında KBS2 kanalında yayınlanmış olan 8 bölümlük bir drama. İzlediğim ilk gerilim draması olmakla beraber, favorilerim arasına da girmiş bulunmakta.
Susin Lisesi, Kore'nin en zeki öğrencilerinin alındığı bir lisedir. Dağın başında ve kimsenin kaçamayacağı bir yerde olan bu lisede, ders çalışmak dışında hiçbir şey yapılmamaktadır. 
Yurt odalarında bile kamera bulunan öğrenciler buraya "Alcatraz" demektedir. Öğrencilerin yıl içindeki tek tatilleri Noel'de başlayıp yılbaşına kadar devam eden sekiz günlük tatildir. Hikayemiz bu sekiz günlük tatilde eve gitmek yerine okulda kalan öğrencileri ve onların başındaki öğretmeni anlatmakta. Okulda kalan öğrencilerin hepsi birer mektup almıştır ve bu mektupta sekizinci günün sonunda bir ceset bulacakları yazmaktadır. İlk gece trafik kazası yapıp okullarına sığınan bir psikiyatrist ve okulda saklanan başka bir öğrencinin varlığı ile grup tamamlanır ve gerilim dolu günler başlar. Dizi hakkında ufak bir not da soundtrackinin mükemmel olması. Massive Attack, Alice in Chains'ten tutun Vivaldi'ye kadar uzanan geniş ama aynı zamanda dizinin ruh halini en iyi şekilde yansıtan bir soundtracki bulunuyor dizinin. Başa koyduğum parça da dizinin soundtrackinden. Tüylerimi diken diken ediyor ne zaman dinlesem.
Eğer diziyi izlemediyseniz ve izlemeye niyetiniz varsa, size önerim yazının devamını okumamanız yönünde. Çünkü çok etkileyici ve sürükleyici bir dizi ve ne kadar bilmezseniz o kadar zevk alırsınız. Yazının devamında ayrıntılı bir şekilde tek tek tüm karakterleri anlatacağım ve dizinin sonu hakkında da yorumlarımı paylaşacağım. Uyarıldınız. ^^